StarTR.Net

Anasayfa | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı
Doğu'ya Yatırım yapanlara Teşvikler Geliyor  |  Hazine İle MB arasındaki Çelişki  |  RECEP İVEDİK'Lİ TURKCELL REKLAMI...  |  Trabzonspor, Bremerhaven Maç Sonucu 4-1 olarak bitti  |  Türkiye, İlk kez Olimpiyat Oyunlarında 12 Sporcu Temsil Edecek  |  Fenerbehçe den Açıklama "Kezman Defteri Kapandı"  |  Galatasaray ın Gol Orucu Devam Ediyor  |  29. Yaz Olimpiyat ı ilk tur maçlarıyla başladı  |  Olimpiyatlara katılan sporcular teslerden geciriliyor  |  Filimlere Konu Olan 'Büyük Kaçış'ın öncüsü öldü  |  Tarkan ın "uyan"dırmadığı Kimse Kalmayacak  |  Nihat Doğan Didem Uzel Aşkı Dolu Dizgin Sürüyor  |  GTA IV PC Oyunu Geliyor  |  Windows tarihe deki tozlu sayfalara karışmaya hazırlanıyor  |  Süper Loto da kazanan numaralar belli oldu  |  İzmir İçme Suyunda Arsenik  |  Polatlı'da 'Züğürt Ağa vakası'  |  Ünlü Türkücü İbrahim Tatlıses Emniyet'te.Göz Altına Alındı  |  İTÜ'den açıklama "öğretim üyesi istifa etmemiştir"  |  Kamer Genç "Devletin elinde camiler ve mezarlıklar kaldı"  |  

Arama


Gelişmiş Arama

YazarLarımız

Gelin, bu İstanbul'da alışveriş nasıl yapılır, bunu size bir de ben anlatayım.

Hakkı Devrim Kaleminden Bir İstanbul Alısveris Hikayesi

HAKKI DEVRİM

Kategori  Kategori : YazarLarımız
Yorumlar  Yorum Sayısı : 2
Okunma  Okunma : 251
Tarih  Tarih : 06 Temmuz 2007 01:00

 

Ben Levent semtlerinin ana rahmine düşmeden önceki tarihini bilirim.
İnşaat arazisi seçildiği zaman tapu-kadastro paftaları ilkin, bizim evdeki yemek masasının üstüne serilmişti. Lise öğrencisi olduğumuz yıllardı.
Babam Beşiktaş Tapu Sicil Muhafızı'ydı. Emlak Bankası görevlileriyle, Mecidiyeköy'den öte bir yerlerde keşfe gittiler.
– Arzullâhi vâsia («Allah'ın yarattığı toprakların sonu gelmez»), göz alabildiğine açık arazi... Oralara semt memt değil, şehir yapılır, diye döndü babam.
Kuraya tâbi olmadan çarşıda ev teklif ettiler. Babam bu, «müdebbir» (İnceden inceye düşünmeden adımını atmayan) adam; çoluğunu çocuğunu yirmi sene vadeyle borç altına sokar mı? Biz 1968'de Üçüncü Levent'te bahçeli bir ev aldığımız zaman, rahmetli Hüseyin Kazancı Beyamca ayda 36 lira taksit ödemeye devam ediyordu.
Şehrin bu kesimi akıl almaz bir hızla gelişti filan da, son zamanlara kadar Akmerkez'in yeri, etrafı tahta perdeyle çevrili geniş bir arsadan ibaretti.
1990'da 3. Levent'ten Akatlar'a göçtük. (Daha sonra da Etiler'e. Bu civara Mezopotamya derken abartıyor muyum?)
Evet, Akmerkez... Ben bu yeni çarşı türüne, Kapalıçarşı ve Mısırçarşısı gibi düzayak olmadığından zahir, katlıçarşı deme eğilimindeyim de, peşimden gelen olmuyor. Alışveriş merkezi nitelemesi benimsenecek galiba.
Bütün büyükşehirlerde olanı İstanbul da yaşıyor. Özellikle Beyoğlu yakası. İlk katlıçarşı Ataköy'deki Galleria da olsa, bunlar Şişli-Beşiktaş-Maslak üçgeninde çoğaldı. Akmerkez, Profilo, sonra Metrocity, Cevahir ve şimdi de Kanyon.
Lütfedip çağırdılar da ben gidemedim. Henüz Cevahir'i de görmedim. Ama Kanyon, burnumuzun dibinde, bir. Eczacıbaşı ne yaparsa en iyisini yapar düşüncesi içimize sinmiştir, iki.
Gecikmek olmaz, gideceğim.
Açılış öncesi çizilenlere baktım, yazılanları okudum. İyi kötü fikir sahibiyim, ama gözümle görmeden, orada esen havayı teneffüs etmeden anlatmaya kalkmayacağım.
İtiraf edeyim ki ben henüz, Dikran Masis dostumun Yenibosna'da yarattığı çokkatlı bitpazarı yeniliğini de ziyaret edemedim. Aklım orada halbuki! Gel, gör de dedi halbuki.
Bilin ki yaş değil bu yaşlı gazeteciyi hareketten alıkoyan. Hele bazı yerlere biriyle beraber gitmeye öyle alışmışım ki! Onun eski haline dönmesine erteliyorum bu tür ziyaretleri.
*
Önemli bir konudur katlıçarşılar. Bugün o bahse girmeye hazır değilim. Daha sonra konuşuruz.
Birçok şeyle birlikte İstanbul'da alışveriş tavrımız, üslubumuz, alışkanlıklarımız da değişiyor. Bununla birlikte bir düşündüğümü söylemeden duramayacağım size.
Eski İstanbul'un tuttuğunu koparır kadınları ile bu çağın televizyon ekranında tanıtıp, insanlara bir başka türlü benimsettiği yaman kadınlarını bir arada düşündüren bir fikir var, aklımda salınıp duran.
Bir ara günlük veya haftalık gazetece gerçekleştirmeyi düşündüğüm bir tasarıydı.
Vaktiyle İstanbul Radyosu'nda Halide Pişkin, Galip Arcan (Şehir Tiyatrolarının iki çok ünlü ve sevimli oyuncusu) ve yapımcı olarak ben «Pişkin Teyze» diye bir program yapardık. Galip Bey yazar, Halide Hanım okurdu. Ana tema Pişkin Teyze'nin, canları ciğerleri, sevgili dinleyicilerine söyledikleri. Daha doğrusu nasihatleri, uyarıları, akıl vermeleri...
Pişkin Teyze'yi ben akran hanımlar hatırlar; beyler de unutmamıştır sanırım. Tam bir benzeri şu kişidir, diyemem; yok öyle biri.
Adile Naşit'i düşünün; kadınlara yakınlığını, erkeklerle dostluğunu, çocuk sevgisini de ekleyin bunlara. Sonra bu niteliklere, sözüm meclisten dışarı biraz mahalle karısı edepsizliği katın. Yılanı deliğinden çıkarır türden bir dilbazlık; karşı durmaya cüret eden olursa görülmemiş bir kavgacılık; çokbilmişlik ki uydurma değil, şu İstanbul şehrinde onun bilmediği yer, tanımadığı kul yoktur, sayabilirsiniz...
Televizyonda boy gösteren kuşluk vakti kadınlarına bakıyorum. Çoğuyla tanışmışlığım, görüşmüşlüğüm de var. Bir manga dilli-dilâzer, ki hiçbiri tam Pişkin Teyze değil. Ufak tefek farklar, noksanlar diyeceksiniz. Bana göre büyük...
*
Kimi, niçin mi arıyorum?
Bakın söyleyeyim. 2000'li yılların Pişkin Teyze'sini bulsam, ona:
– Gel, diyeceğim; seninle bir televizyon programı yapacağız. Bir genç kadınlar ekibimiz olacak. Onlardan bugünün İstanbul'unu, vaktiyle Halide Hanım'ların bildiğine yakın gezip, görüp tanımalarını isteyeceğiz.
Metinleri yazmak benden.
Sonra ekrana çıkıp, her yaşta genç kızlara, kadınlara, yaşlı hanımlara sen sesleneceksin:
– Hanımlar, diyeceksin; kocanızın çok zor kazandığı paraları ne kadar kolay harcadığınızın farkında mısınız? Yazıktır, günahtır!.. O Allah'ın gariplerine de insaf edin! Gelin bu İstanbul'da alışveriş nasıl yapılır, ne nerede aranır, bulunca nasıl alınır, bunları size bir de ben anlatayım.
– Alışveriş dediğiniz görgüden, bilgiden öte bir maharettir. Öyle gülümseyip de çileden çıkarmayın beni, hatta bir ibadettir alışveriş. Akmerkez'den çıkıp, bir de Profilo'ya bakmakla olacak iş değil.
– Unutmayın, yalnız çalışarak, iş yaparak değil; para biraz da onu harcarken kazanılır.
Bu kadar yeter! Tanıdığınız, bildiğiniz böyle biri varsa, adını verin bana. Biz sonra karşınıza birlikte çıkar, ne demek istediğimi size bütün ayrıntısıyla anlatırız.

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 2 yorum yazılmıştır.

Sehrazat [ 29 Ağustos 2007 22:27 ]

O eski İstanbulu anlatanları dinlemek onları okumak ve sanki onlarla o zamanı yaşamış gibi olmak gercekten çok güzel oluyor ve düşünüyor insan keşke istanbul o eski istenbul olarak mı kalsaydı tüm sadeliğiyle insanların birbirleriyle saygı ve sevgi içerisinde yaşadığı bugünki keşmekeşliğin olmadığı o güzelim İSTANBUL

BeyatLi [ 06 Temmuz 2007 01:49 ]

Sayın Hakkı Devrime gercekten katılıyorum yaşımın cok genc olmasına rağmen benden önce istanbulu yasamış görmüş insanların sohbetlerindede hakkı devrim düşünceleri varolduğundan hakkı bey sizi cok iyi anlıyorum sizi eski istanbulda tanımak varmış    şimdi istanbul'da sizi anlayabilmek için

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

YazarLarımız

En Çok Okunan Haberler

Radyo Dinle Tıkla

Son Dakika Haberleri

Şans Oyunları

Gazetelerin Web Sayfaları





Reklam

Türkiyenin Sanal Sohbet Odaları 2007 @ StarTR Network
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

webmeydani.com

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi