StarTR.Net

Anasayfa | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı
Doğu'ya Yatırım yapanlara Teşvikler Geliyor  |  Hazine İle MB arasındaki Çelişki  |  RECEP İVEDİK'Lİ TURKCELL REKLAMI...  |  Trabzonspor, Bremerhaven Maç Sonucu 4-1 olarak bitti  |  Türkiye, İlk kez Olimpiyat Oyunlarında 12 Sporcu Temsil Edecek  |  Fenerbehçe den Açıklama "Kezman Defteri Kapandı"  |  Galatasaray ın Gol Orucu Devam Ediyor  |  29. Yaz Olimpiyat ı ilk tur maçlarıyla başladı  |  Olimpiyatlara katılan sporcular teslerden geciriliyor  |  Filimlere Konu Olan 'Büyük Kaçış'ın öncüsü öldü  |  Tarkan ın "uyan"dırmadığı Kimse Kalmayacak  |  Nihat Doğan Didem Uzel Aşkı Dolu Dizgin Sürüyor  |  GTA IV PC Oyunu Geliyor  |  Windows tarihe deki tozlu sayfalara karışmaya hazırlanıyor  |  Süper Loto da kazanan numaralar belli oldu  |  İzmir İçme Suyunda Arsenik  |  Polatlı'da 'Züğürt Ağa vakası'  |  Ünlü Türkücü İbrahim Tatlıses Emniyet'te.Göz Altına Alındı  |  İTÜ'den açıklama "öğretim üyesi istifa etmemiştir"  |  Kamer Genç "Devletin elinde camiler ve mezarlıklar kaldı"  |  

Arama


Gelişmiş Arama

BİR SAATLİK DOST(yaşanmış gerçek bir hikaye)

GERÇEK DOSTLARINIZI BULUP HİÇ KAYBETMEMENİZ DİLEĞİYLE!!!
hayatta bir çok insanla karşılaşabilirsiniz ama sadece DOSTLar İZ bırakır

Kategori  Kategori : İLginç HikayeLer
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 315
Tarih  Tarih : 30 Mart 2008 22:38

 

 

Hızlı bir çalışma temposunun ardından saatin beş olduğunu Kat nöbetini devretmeye gelen hemşire arkadaşlar sayesinde fark etmiştik. Yoğun bir servisti çalıştığım servis, çocuk servisleri hastanelerin en yoğun ve gürültülü olan servisleridir. Artık günün yoğunluğu geçmiş servis sessiz bir hal almıştı aksam tedavilerini henüz bitirmiş ofiste çay içmeye gitme telaşındaydım. Çünkü o günün ilk çayını içme fırsatı yakaladım diye kendi kendime düşünüyordum. Kep dağılmış saç baş karışmış yorgun bitkin bir haldeydim tedavi odasından çıktığımda. Aynada kendimi tanıyamadım ofise geldiğimde hemşire odasının telefonu çalıyordu. Oturduğum yerden büyük bir güçlükle ayağa kalktım ve telefona gittim karşıdaki ses acilde trafik yaralılarının olduğunu içlerinde çocukların da bulunduğunu damar bulamadıklarından dolayı acile yardıma gelmemi söylüyordu. Tüm yorgunluğumu unutmuş hızla acil servisine yönelmiştim ki diğer telefonda nöbetçi hekimin icapçı beyin cerrahı hekimiyle gelip gelmeme konusundaki tartışmasını duydum. Nöbetçi hekimin sesi ortalığı çınlatıyordu:

- Ne yapalım? Bırakalım ölsün mü bu insanlar? Gelmek zorundasınız!

- ...

- Gittiğiniz davet beni ilgilendirmez! Nöbet değiştirseydiniz çok önemli bir davetti madem.

-...

- Siz Hipokrat yemini etmediniz mi ?

Konuşma böyle sürüp giderken gelen asansöre binerek koşarak acil servisine gittim. Her yer kan revan içinde ağlayan koşuşturan yakınını bulmaya çalışan bir yığın insan vardı bu kalabalıkta sağlıklı bir iş nasıl yapılırdı bilmiyordum ama her kez elinden geleni birilerine bakma gayretini gösteriyordu. Acil serviste yatak kalmamış sedyelere insanlar yatırılıp ilk müdahale yapılıncaya kadar bekletiliyor yetersiz kalan personel yerine hastaları yukarı sevk edilen servise aileleri çıkartıyordu. Onca kazazede içinde başında kimsesi olmayan ama durumu da oldukça ağır 15-17 yaş arası bir genç vardı gerekli müdahalesi yapılmış fakat sevk edildiği beyin cerrahi hekimi henüz görev yerine gelmediği için orada bekletiliyordu. Kendime ait serum ve tedavileri uyguladıktan sonra o çocuğun başına giderek ilgilenmeye çalıştım şuuru yerindeydi konuştuklarımı anlıyor fakat cevap veremiyordu son anlarını yaşadığını görüyor ve yalnız olduğu için korkunç derecede üzülüyordum onu orada yalnız bırakamıyordum.Zaten ben onunla ilgilenirken acil servis boşalmış, tüm hastalar gerekli servislere dağıtılmıştı. Ellerimi sımsıkı tutuyordu, bırakma dercesine gözlerinden yaşlar süzüldükçe kendimi ben de tutamaz hale gelmiştim, eğildim yanaklarından öptüm.

"Bırakmayacağım seni sakin ol, üzülme sakın" diyordum hiç tanımadığım, daha önce hiç görmediğim bu insana anlatılmaz bir yakınlık hissediyor, sanki onun acısının aynısını çekiyordum.Çok acı çekiyordu hem yalnızlığından hem de geçirmiş olduğu beyin travmasından. Ne kadar süre daha onunla kaldığımı hatırlamıyorum. Avucumu bırakmasıyla kendime geldim. O artık aramızda değildi, bu dünyayı terk etmişti ve ben gelmeyen doktoru suçluyor, içimden lanetler yağdırıyordum. Derken beyin cerrahi hekimi gelmişti. Hastanın daha doğrusu ex ( ölmüş) gencin üzerindeki çarşafı almamı söyledi. Çarşafı kaldırdığımda doktorun hiç bir şey söyleme fırsatı olmadan yere düştüğünü gördüm. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Yemekli bir davetten gelmişti. Acaba çok mu sarhoştu ya da kalp krizi mi geçiriyordu diye düşünürken diğer hekim arkadaşları olaya müdahale etmişlerdi bile. Ölen o gencecik insanın babasıydı bu doktor ve kendi evladının tedavisi için çok geç kalmıştı ne yazık ki. Kötü günde oğlunun acısıyla felç geçirmiş ve görevine yeniden dönememişti. Seni yeniden andım KEREM ruhun şad olsun, hayattaki bir saatlik dost bana yıllardır yaşattığın tecrübeyle dost kalan dost .. 1986

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

İLginç HikayeLer

En Çok Okunan Haberler

Radyo Dinle Tıkla

Son Dakika Haberleri

Şans Oyunları

Gazetelerin Web Sayfaları





Reklam

Türkiyenin Sanal Sohbet Odaları 2007 @ StarTR Network
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

webmeydani.com

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi