StarTR.Net

Anasayfa | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı
Beşiktaş, Avrupa kupalarında mücadele ettiği rakiplerini eledi.  |  EZAN ÇİÇEĞİ /doğa  |  Ehl-i Beyt Sevgisi Sergisi, ilk kez Topkapı Sarayında ziyarete açıldı.  |  Ne Çok Ve İmkansız.. /şiir  |  Zorro'nun buz pistindeki maceraları  |  Uzmanlar, yağlı abur cubur yerine kakao oranı yüksek olan bitter çikolata yemeyi öneriyor.  |  Ameliyat olacak hastalar karıştırıldı..  |  F.Bahçe'nin rakipleri belli oldu  |  BJK İnönü Stadı'nda Çarşı grubu kapalı tribündeki yerini aldı.  |  Asıllar ve gölgeler  |  Serdar Ortaç - Nefes / video  |  İnönü'de Beşiktaş 4 köşe!  |  Desert Rose - Sting-çöl çiçeği  |  İstanbul' da Atatürk ve Galata köprüleri trafiğe kapalı  |  Nikon'dan yepyeni bir model daha...Fotoğraf makinesi  |  "En hafif" taşınabilir dizüstü bilgisayar...  |  Aman dikkat! Artık hiçbir sırrımız kalmadı  |  TL' ye Dönüyoruz Yeniden  |  Fenerbahçe Kulübü'nünden "Tek kimlik Fenerbahçe" pankartı  |  Kartal için uçma zamanı geldi.  |  

Arama


Gelişmiş Arama

Nedir, ne oluyor, unuttunuz mu yoksa yaşadığınızı

günler, kızgın
küller gibi bütün duygularınızı kavurup öldürerek mi geçiyor
üzerinizden, arzuyla dudağınızı ısırdığınız olmuyor mu hiç, bir
müzik sesiyle şöyle bir koltuğunuzda doğrulduğunuz, aniden bir yaz
yağmuru gibi boşanıveren sebepsiz sevinçlere inanmıyor musunuz, bir
ağaç gölgesinde bir an durmak, bir akşam üstü denize baktığınızda bu
sonsuz suların kıpırtısına şaşmak yok mu artık, elele tutuşmak, bir

Kategori  Kategori : YazarLarımız
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 156
Tarih  Tarih : 28 Temmuz 2007 15:56

 

            günler, kızgın
            küller gibi bütün duygularınızı kavurup öldürerek mi geçiyor
            üzerinizden, arzuyla dudağınızı ısırdığınız olmuyor mu hiç, bir
            müzik sesiyle şöyle bir koltuğunuzda doğrulduğunuz, aniden bir yaz
            yağmuru gibi boşanıveren sebepsiz sevinçlere inanmıyor musunuz, bir
            ağaç gölgesinde bir an durmak, bir akşam üstü denize baktığınızda bu
            sonsuz suların kıpırtısına şaşmak yok mu artık, elele tutuşmak, bir
            avucun bir başka avuca dokunmasının yarattığı ürperti de hayal
            hanesinde kendine bir yer bulmuyor mu, bitti mi bu macera,
            çekildiniz mi hayattan, hayatın sizin bulunmadığınız yerlerde
            yaşandığına mı inanıyorsunuz, daha bitmeden bitirdiniz mi her şeyi,
            yorgun ruhunuz yeni coşkular için hazır hissetmiyor mu kendini.
            Delirdiniz mi siz?
            Şu köşebaşında karşınıza ne çıkacağını ne biliyorsunuz, kimbilir
            belki eski bir dosta, belki güzel bir kadına, belki okunmuş kitaplar
            satan bir sahafa da rastlayabilirsiniz, bir piyano sesi
            duyabilirsiniz ya da bir Rumeli türküsü açık bir pencereden, bir
            söğüt ağacı görebilirsiniz çocukken kabuğundan düdük yaptığınız,
            dans adımlarıyla yürüyen bir çift bacak geçiverir önünüzden, bir
            oğlan bir ıslık çalabilir, hatta siz bile çalabilirsiniz.
            Ne sevinci, ne hayatı, ne eğlencesi para yok ki diyorsanız eğer ve
            eğlenmek için paranın gerekliliğine bu kadar inanıyorsanız, emin
            olun paranız olduğunda da eğlenemezsiniz, para eğlenmeyi
            çeşitlendirir sadece ama eğlenceyi yaratamaz, öpüşmek parayla değil,
            şarkı mırıldanmak parayla değil, acaba o şimdi ne yapıyor diye
            düşünmek parayla değil, tv'de iyi bir film seyretmek parayla değil,
            sizin için demlenmiş bir bardak çayı, bu benim için yapıldı diye
            neredeyse gururla alıp, bardağı ince belinden sıkıca kavrayıp içmek
            parayla değil.
            Bir tabak semizotunu sevinçle paylaşabilirsiniz ve hiç bir pahalı
            lokantada bulamayacağınız bir tad alırsınız, eğer bir tabak yemeği
            paylaştığınız, paylaşmak istediğiniz insansa. Hayat diye bir şey
            var. Sadece sizin olan, sadece size ait, içinde sadece sizin
            gördüğünüz çiçekler açan, yalnızca sizin müziklerinizin çaldığı bir
            bahçe var, sokmayın oraya öyle herkesi, çiçeklerinizi başkalarının
            çapalamasını beklemeyin, şarkılarınızı başkalarına söyletmeyin,
            anladık ahmaklıklar oluyor, hepinizin hayatından bir şeyler
            çalınıyor, hayallerinizi teker teker buduyorlar, ümitlerinizi
            öldürüyorlar, çaresiz bırakıyorlar sizi, yenildiniz belki de,
            yenilginin ağır yaralarını taşıyorsunuz ruhunuzda ama gene de bir
            hayatınız var sizin, sadece size ait bir bahçeniz, durup
            soluklanacağınız, yaralarınızı yıkayacağınız, çiçeklerini
            seyredebileceğiniz bir bahçe, soğukta bir bira içebilirsiniz, bir
            ağacın gölgesinde durabilirsiniz bir an, sabaha karşı uyanıp her ay
            yeniden doğan hilale bir bakabilirsiniz, çok sevdiğiniz bir kitabı
            bir daha karıştırabilirsiniz, aşık olabilir ya da aşık olmayı
            düşünebilirsiniz.
            Sevdiklerinizi özleyebilir ve bir gün yeniden kavuşabileceğinizi
            hayal edebilirsiniz, geceleri ağaçların daha değişik koktuğunu fark
            edebilirsiniz, yeni bir salata icat edebilirsiniz, sevgilinizi
            çırılçıplak soyup evde öyle dolaştırabilirsiniz, saçlarınızı her
            zamankinden daha değişik kestirebilir, evinize bir gün de başka bir
            yoldan gidebilirsiniz, alışkanlıklarınızı değiştirmek için kendinize
            karşı müthiş bir savaş açabilirsiniz.
            Hayat diye bir şey var, her zaman size keşfedilecek geniş alanlar
            bırakan, ne kadar yaşarsanız yaşayın daima bilmediğiniz, kuytularına
            sokulamadığınız bir hayat, sadece size ait bir hayat
            Biliyorum dertler çok, ahmaklıklar yapılıyor, sıkıntılar bitmiyor,
            günler birbiri ardına buruşup eskiyor, yorgunsunuz, belki
            yeniksiniz    Teslim mi olacaksınız peki?
            Hayal kurmayacak mısınız, çılgınca sevişmeyecek misiniz, bir daha
            öpüşmeyecek misiniz, ağaçlara bakmayacak mısınız, denizlere
            şaşmayacak mısınız, ani ve sebepsiz sevinçlere inanmayacak mısınız,
            bir tabak semizotunun tahmin edemeyeceğiniz kadar lezzetli
            olabileceğini hiç düşünmeyecek misiniz, sizin için demlenmiş bir
            bardak çayı bardağı belinden kavrayıp içmeyecek misiniz her şeyi.
            Delirdiniz mi siz? Hayat
            diye bir şey var, evet orada, elinizin hemen yanında duruyor

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

YazarLarımız

En Çok Okunan Haberler

Radyo Dinle Tıkla

Son Dakika Haberleri

Şans Oyunları

Gazetelerin Web Sayfaları





Reklam

Türkiyenin Sanal Sohbet Odaları 2007 @ StarTR Network
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

webmeydani.com

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi