| |||||||||||
|
Anasayfa |
Ne Aramıştı'nız |
Anketler |
Sitene
içerik Ekle |
RSS Kaynağı |
Sohbet
| |||||||||||
KATEGORİLER
HABER ARAEN ÇOK OKUNAN'LAR |
Beşiktaş'ın ünlü kalecisi Rüştü Reçber'den samimi açıklamalar
Bütün bu sorular kafamda soluğu Suadiye Cafe'de aldım. Tam 10 dakika sonra siyah BMW'si kapının önüne yanaştı. İner inmez, bütün kafalar ona çevrildi. Tabii bunda mankenlere taş çıkartacak fiziğe sahip eşi Işıl Hanım'ın da etkisi büyüktü. İki de David-Victoria Beckham gibi çifti gibi uyumlu giyinmişti. Rüştü konuşmayı pek sevmiyor, Işıl Hanım ise güzel olduğu kadar zeki. Gerek Avrupa Şampiyonası gerekse özel hayatlarıyla ilgili merak edilen her şeyi sordum. Onlar da bütün samimiyetleriyle yanıt verdiler.
Yarı finalde vücudum S.O.S veriyordu "Şunu da sor, bunu da sor" bombardımanı bizim kattan başlayıp, ulaştırmanın kapısından çıkana kadar devam etti. "Almanya maçında kaleden niye çıktı? Dengesi mi bozuldu? Kulak zarı bahane mi?" Bütün bu sorular kafamda soluğu Suadiye Cafe'de aldım. Tam 10 dakika sonra siyah BMW'si kapının önüne yanaştı. İner inmez, bütün kafalar ona çevrildi. Tabii bunda mankenlere taş çıkartacak fiziğe sahip eşi Işıl Hanım'ın da etkisi büyüktü. İki de David-Victoria Beckham gibi çifti gibi uyumlu giyinmişti. Rüştü konuşmayı pek sevmiyor, Işıl Hanım ise güzel olduğu kadar zeki. Gerek Avrupa Şampiyonası gerekse özel hayatlarıyla ilgili merak edilen her şeyi sordum. Onlar da bütün samimiyetleriyle yanıt verdiler.
Rüştü Reçber: Yarı finale benim sayemde yükseldik ama finale çıkamamayı tek bana bağlamak doğru değil. Maç 2-2 olmuştu zaten. Uzatmalarda yediğimiz bir gol vardı. O olmasaydı belki her şey daha farklı olabilirdi. İnsanların bu tarz konuşmaları veya yazmaları beni ilgilendirmiyor.
R.R: Tabii. Almanlar'ın attığı ikinci golde tek hatalı benim. Bunu hiç çekinmeden söylerim. Hatalı olduğum yerde hatalıyımdır, kimseye suç atmam. -Kaleden erken mi çıktınız? O benim şahsi hatamdır. -Golü yediniz... Aklınızdan ilk geçen neydi? R.R: 70 milyon izleyicinin gözünün o maçta olduğunu biliyorsunuz, yurt dışındaki gurbetçilerin izlediğini biliyorsunuz. Yani çok büyük sorumluluk altındasınız. Ve bu sorumluluğu taşırken yapmış olduğunuz bir hatayla belki de onca insanın hayallerini, güzel dileklerini yıkmış oluyorsunuz. Bunları düşündüm.
I.R: Ben de çok üzüldüm. Rüştü'nün de söylediği gibi tüm Türkiye'yi ilgilendiren bir maçtı bu. Elinden gelenin en iyisini yaptı ama kader...
R.R: Hırvatistan maçından sonraki o sevinç gösterisinden sonra, arkadaşlardan kulağıma bir darbe aldım. Dolayısıyla bir problem oldu fakat benim hayatım boyunca pek üstünde durmadığım bir şeydir bu sakatlıklar. Çok ciddi boyutlarda olmadığı sürece pek önemsemem. Bunu da pek önemsemedim. Yaklaşık 6 gün boyunca çınlama, ağrılar ve duyu kaybı yaşadım ama üzerine gitmedik. "Ne var bu kulakta" diye bakmadık.
-Almanya maçında? R.R: Maçtan önce de, maç sırasında da, maçtan sonra da hep vardı. -Bunu Fatih Terim ile paylaştınız mı? R.R: Hayır, hocayla bunu hiç paylaşmadık. Ama Hırvatistan maçından sonraki her gün bu olayı doktorlarımızla konuştuk. Dediğim gibi üzerine gitmedik. "Hadi gidip İsviçre'de bir kulak-burun-boğazcı bulalım" diye düşünmedik. Darbeden dolayı ağrı var, "geçer" diye düşündük.
-Vücudunuz da bir S.O.S durumu vardı ama..
R.R: Ben pek öyle düşünmüyorum.
R.R: Ben bunun arkasına sığınmıyorum. Çünkü benim için arkasına sığınacağım bir olay değil. Kulak zarımın yırtıldığını daha önce öğrenseydim de yine de o maçta oynardım.
R.R: Cevabı verdiniz zaten. Gerçekten saçma. Ben gazete okumuyorum ama Türk halkı çok yanlış eleştiriyor. O zaman bir adım geri gidin. Hırvatistan maçında penaltılarda Volkan olsaydı Rüştü olmasaydı... Bu yorum da saçma.
-Rüştü Bey kaybettiği maçlar sonrası evde nasıl oluyor? -Duygusal mıdır? I.R: Evet duygusaldır. -Çok önemli bir maçı kaybettiğinde eve gelip ağladığı oldu mu? R.R: Tabii ki çok üzülürüm ama genellikle ağlamam. Tek ağladığım maç Fenerbahçe'deyken Denizlispor ile berabere kalıp şampiyonluğu kaçırdığımız zamandı. 20 yıllık sporcuyum, tek ağladığım maç o'dur.
I.R: Ben Hırvatistan maçında sevinçten ağladım. Yarım saat hiç durmadan ağladığım tek maçtır. Orada eşinizin verdiği emeği, çabayı görüyorsunuz. Onu tanıdığınız için duygularını daha iyi anlayabiliyorsunuz. Maçı çeviren isim olması bana çok daha fazla gurur verdi. Çocuklarım canım Rüştü ise cananım -Futbolcu eşi olmak hiç kolay olmasa gerek... I.R: Evet, hiç kolay değil. Hem anne oluyorsun hem de baba. Aslında ilk başlarda daha zordu. Karakter olarak güçlüyseniz ve eğitim olarak alt yapınız varsa belli bir süre sonra üstesinden geliyorsunuz. O yüzden ben artık futbolcu eşi olmanın zor olduğunu düşünmüyorum. Başarılı, sevilen bir insanın eşiyim. Bu çok gurur verici bir şey.
I.R: Birincisi Rüştü özünde çok iyi, dürüst, vicdanlı bir insan. İkincisi çok iyi bir baba, çocuklarıyla çok ilgili, düşünceli. Mesleki açıdan baktığım zamanda gerçekten işini çok profesyonelce, severek yapan, elinden geleni yapmaya çalışan, fedakar bir insan. Eş olarak da hayatımın aşkı... Başka ne diyebilirim ki...
I.R: Çocuklarımız bizim canımız, kanımız. Bizim aşkımızdan dünyaya gelen canlarımız, kocam ise cananım(gülüyor).
-Işıl Hanım'ı birlikteliğe nasıl ikna ettiniz? R. R: Benim gibi tipe çarpıldı denir ya öyle oldu. (gülüyor) -Flört etmeden mi evlilik teklifi ettiniz? R.R: Benim hayat arkadaşım olmasını çok istedim. Düşünün, bir kere tanışıp iki sene hiç görmediğim bir insana evlenme teklif ettim. Beni o kadar çok etkiledi ki... En büyük şahidim annemdir. Annem de tesadüfen Işıl'ı görüyor. Benim Işıl ile tanıştığımı bilmeden içinden 'Keşke böyle boylu poslu bir gelinim olsun' diyor.
I.R: Öyle bir şey değil de şu olmuş olabilir
-Çok modernsiniz. Işıl Hanım'a hangi konularda müdahale edersiniz?
I: Evliliğimde 11. senemize giriyoruz. O şimdi tek kelimeyle anlatılamaz. Ben Türkiye'ye malolmuş bir futbolcunun eşiyim. Dışarıya çıktığımız zaman hareketlerimde yaptıklarımdan ben sorumluyum. O bana söylemeden yapıp yapmamam gereken şeyleri bilmem gerekiyor.
R: Yok öyle çok mini giymez.
R: Beğenmediğim bir şey olursa söylerim. "Ama ben böyle daha rahatım" derse "silah zoruyla çıkart onu" demem. -Kim daha kıskanç? R: Güzel soru. Ben de kıskanıyorum o da kıskanıyordur herhalde. Kıskanmak seviyorsanız normal bir şey. "Başına buyruk hareket etsin nasılsa kıskanmıyorum, öyle gezsin, öyle giyinsin, öyle hareket etsin." diye bir şey yok. -Birbiriniz fiziksel olarak en çok neresini beğeniyorsunuz? R:Saçlarını çok beğeniyorum. Bir insan seviyorsa saçına, kilosuna, burnuna hiçbir yerine bakamıyor zaten. Kalp güzelliği çok önemlidir. Fiziksel güzellik gider ama kalp güzelliği hep kalır.
R: Sadece maşallah deme Nas'ı Felak'ı da oku. (gülüyor) Benim karım öncelikle çok akıllı bir insandır. Atalarımızın bir sözü vardır yuvayı dişi kuş kurar diye. Bu çok doğru bir laf.
R: Kesinlikle mümkün değil. Türbanlı, açık, modern bunlar hiç fark etmiyor. İnsan her zaman insandır.
R: Aslında bu bir avantaj. Çünkü birbirinizi daha çok özlüyorsunuz.
R: Uzun kamplarda tek özlediğim şey ailemdir.
I: Bu bizim sevgimizin, saygımızın, aşkımızın bitmemesiyle alakalı bir şey. Birbirimizi çok iyi tanıyıp bazı değerleri yok etmemek, çok yüz göz olmamak lazım. Bizde bunlara dikkat ediyoruz. Biz Rüştü ile bazen konuşuyoruz, birbirimizi bu kadar çok seviyoruz ve bu aşkı yıpratmamamız gerektiğini söylüyoruz. Birbirimize güzel sürprizlerimiz oluyor.
-Maçlarda uğur yapar mısınız? I: Maça çıkmadan önce Rüştü'ye telefon açıp sorardık kızımla, "hangi formanı giyeceksin turkuaz mı kırmızı beyaz mı " diye. O hangi renkte forma giyerse biz de evde kızımla birlikte o renkte bir şey giyeriz. Kızım ve ben çok dua ederiz maçlardan önce. Maçın başlangıcından bitişine kadar her saniye dua ediyorum.
R: Bildiğim duaları okurum muhakkak. Ayetel Kürsi, Felak, Nas, İhlas hep okurum. Bu işler için uygun dualar vardır onları hep okurum. Allah'dan tek isteğim bana güvenenlere mahçup olmamaktır, bu duaları da bu sebepten dolayı okurum.
R: O tarz şeyler var. Çünkü büyü diye bir şey var.
R: Yok hiç öyle olmadı. Onlar bahane aramak içindir. (gülüyor)
I: Hiç fark etmiyor benim için. Yabancı-Türk diye ayırmıyorum ki ben. Hepimiz aynı kaderi paylaşıyoruz sonuçta. Futbolcu eşlerinden de yakın arkadaşlarım vardır farklı çevrelerden de çok arkadaşım vardır.
Haftanın 4,5 günü düzenli olarak spor yapıyorum. Tenis oynuyorum, plates yapıyorum. Beslenmeme, uykuma çok dikkat ediyorum. Kendimi bildim bileli hep spor yapıyorum.
I: Tatillerde Rüştü dinlenir ben de ona ayak uyduruyorum dinleniyorum.
I: Hiç bilemiyorum. Belki birbirimizi çok seviyoruzdur aynı olmak istiyoruzdur. Aslında herkes kendine özgüdür. Dışarıdan öyle görünebilir. Ama hepsinin ayrı bir tarzı ve havası vardır.
I: Hayır onunla hiç ilgisi yok. Benim bunları sağlığım için yapmam gerekiyor. Bunun yanında kendime olan bir saygım var. Karşı taraftan çok ben kendimi aynada gördüğümde iyi hissetmem lazım. Ben zaten hayatım boyunca hep sporla ilgilendim.
R: İzliyoruz tabii. Avrupa yakası, Binbir Gece.
I: Alışveriş yaparız, seyahat yaparız, çocuklarımızla vakit geçiririz. -Alışverişte çok büyük paralar harcar mısınız?
I: Rüştü'ye takım elbiseyi çok yakıştırıyorum. Ama artık spor giyiniyor. Aslında hepsi yakışıyor. Dünyadaki en yakışıklı futbolcu bana göre Rüştü'dür.
R:Ben hiç böyle bir şey yaşamadım talepte etmedim. Sadece 40-50 günlük uzun kamplarda gelirler her futbolcunun saçının sakalının traşını yaparlar. Ama ben özellikle kuaförü "çağırıp gel benim saçımı şöyle topla" demem. Bunu yapan futbolcu arkadaşlarımız varsa saygı duymak gerekir.
-Penaltı atışlarında futbolcunun topu kalenin neresine vuracağını anlayabiliyor musunuz? R: Bunun iki noktası vardır. Birincisi his ikincisi eflekstir. Çok çabuk karar verip çok çabuk uygulamak lazım. Anlık bir olaydır. Futbolcunun vücuduna, ayağına, gözlerine bakarsınız. Onlardan birini yakaladığınız zaman siz de doğru bir şekilde karar vermişseniz topu kurtarırsınız. Ama bu her zaman mümkün olmuyor. Ben 14 yıldır milli takımdayım. 118 maçım var. 118 tane maçın içinde de bir iki tane hatalı gol yeme hakkım var zaten, yemişimdir de.
R: Evet duyuyorum
R:Bunu Türkiye'nin ekonomik, sosyal yapısını bilmiyorsanız söylersiniz. Tribünlere gelen insanların bulundukları durumu anlamak lazım. Ekonomik sıkıntıları vardır, sosyal sıkıntıları vardır, işsizdir, karısıyla kavga etmiştir. Maça gelir sters atar. Çünkü bizim ülkede spor kültürü bu. Hiç ummadığınız eğitim almış kültürlü insanların bile maçlarda küfür ettiğini görüyorsunuz. O zaman normal ya da hiç eğitim almamış insanların küfür etmeleri son derece normal.
R: Futbol oynadığım müddetçe bana hiç küfür edilmedi. Belki mırıntılar, kırıntılar olmuştur ama küfür edilmedi.
Böyle bir karar alındığını ben milli takım kampındayken duydum. Taraftar demek takım için bir güç demektir. Biz taraftarımızı her zaman yanımızda isteriz. Dolayısıyla çarşı grubu bizlere yüksek destek veren bir taraftar grubuydu, böyle bir kararı istemeyiz tabiki. buralara kadar gelmemiz futbolcuların başarısının taraftarında sahiplenmesinden dolayı bu hale gelmiştir.
R: Siz ne biliyorsanız ben de o kadar biliyorum. Tabi alınan bir karar bu yönetim kurulu, hoca ve menajerimiz almıştır yapacak bir şey yok. Artık spor gazetesi okumuyorum -Siz şu an zirvedesiniz ama futbolcuların eninde sonunda futbol hayatları bitiyor. Kendinizi bu duruma hazırlıyor musunuz?
-Abilik yapıp "aman yanlış yapma" diye uyardığınız futbolcular oluyor mu? Var tabi. Ben bunu herkese söylerim. Oğuz, Selçuk, Tuncay, Semih� Milli takıma baktığımız zaman Emre var. Bunlar hayatın acı yönlerini görüp gelen insanlardır. Büyüklerinden almış aldıkları sözleri uygularlarsa hep kazanırlar, uygulamazlarsa köprü altında şarap içerler. Çünkü futboldan sonra hiçbir şeyin garantisi yok.
R: 98'de kramponlarımı alt vidasını tamir ederken elim kesildi. Dediler ki eşiyle kavga etti eşine sinirlenip cama vurdu. Neyse biz doktora gittik dikiş falan atıldı. Doktora gidip "bu cam kesiği değildir, bıçak gibi bir kesici aletin kesmiş olduğu yaradır" diye rapor aldım. İlişkime gölge düşüren insanları da mahkemeye verdim.
R: Benim Fenerbahçe'den Beşiktaş'a geçişim çok farklı sebeplerden dolayıydı. Tabi bunu eşimlede oturup konuştum. FB'de onca yıl boyunca yaşamış olduğumuz güzellikler, çirkinlikler var. Bunları önce bir masaya yatırıp tartışmasını yapıyoruz, artıları eksileri konuşup ona göre hareket ediyoruz. Eşim bana "evet" gidiyorsun veya "hayır kalıyorsun" diye bir şey söylemedi. Ben sadece sakin kafayla düşündüğümde artık Fenerbahçe'den ayrılmam gerektiğini anladım.
Bir kere oynadım ve hiçbir şey hissetmedim. O anda profesyonel hareket etmek zorundasınız. Duygusallığa işi vurursanız o sahada görevlerinizi yerine getiremezsiniz. O futbolcularla yıllarca beraberliğim dışında o formayı ben 12 yıl boyunca giydim. Ama maça çıkarken bunları hep bir tarafa itiyorum ve sadece formasını giydiğim takımdaki görevimi yapıyorum.
R: Benim var ama isim vermem. Şu an futbolun içinde olduğum için bu kişileri deşifre edemem. Pazar Vatan- Gülşen Yüksel
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
|
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİSPONSOR BAĞLANTILARSPONSOR BAĞLANTILARSON YORUMLANANLAR
|
|||||||||
|
2008 @ StarTR Network |
|||||||||||